You are currently browsing the archives for the Ayrılık category.

8 Nisan 2008

GÖZLERİN KAL DİYOR

Buna nasıl ayrılık bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor dudakların git
Bakışın anahtar gözlerin kilit
Ellerin aç diyor dudakların git

Ayrılık dönüşü olmayan nehir
Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir
Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir
Gözyaşın kal diyor dudakların git.

Gidersem bir daha dönmeyeceğim
Kalırsam kalbime yenileceğim
Çözemedim seni delireceğim
Gözlerin kal diyor dudakların git

Duvardan insin mi resimlerimiz
Yabancı olsun mu isimlerimiz
Ya o deli dolu gecelerimiz
Anılar kal diyor dudakların git

Bu romanda biter belki birazdan
Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan
Ağlıyor besteler yine hicazdan
Şarkılar kal diyor dudakların git

3 Nisan 2008

Kalp

Zengin genç kız kalp hastasıdır. Ailesi kızı kurtarmak için
seferber olmuştur. Tek yol kalp nakli ama nerden bulunacak?
Gazetelere ilan verilir ama hiçbir yanıt gelmemiştir. Genç kız
hastane odasında günden güne solmaktadır. Ailesi istemediği için
ayrılmak zorunda kaldığı yoksul sevgilisini düşünmektedir.
Delikanlı “Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim
var” demiştir zamanında. Genç kızında istediği budur ama lanet
olası para ayırmıştırdır onları… (more…)

20 Mart 2008

Her Sonbaharda Ölmek

Sonbahar kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Kızılay meydanına bir heyula gibi çöken beton yığıntısı binalar, mevsimin kasvetini artırmaktan başka bir işlev görmüyordu. Kızılay’dan Sakarya’ya uzanan caddenin çevresindeki ağaçlar, son demlerini yaşayan benzi solmuş, parmakla sayılı yapraklarının, olası bir esintiyle savrulup düşeceğinin endişesini taşıyordu. İnsanlar olağan koşuşturmaları içerisinde bunun ayrımında değiller yada öyle görünüyorlardı.
Koşuşturma içindeki insanların arasında kırk, kırk beş yaşlarında, kırçıl saçlı, pos bıyıklı uzun boylu birisi çevresini özlem dolu bakışlarla izleyerek alçak iskemleli çay ocağına doğru yürüyordu. Sonbaharın ağaçlarda yarattığı karamsarlığın tek ayırtında olan oydu sanki. Çevresini derinlemesine inceler görüntüsüyle uzun zamandır Ankara’dan uzak olduğu bir bakışta anlaşılabiliyordu. İç ürperten tipik bir orta Anadolu sonbaharı yaşanıyor olmasına karşın, caddede ondan başka elinde pardösü taşıyan kimse yoktu. (more…)

17 Mart 2008

Ölümsüz Kırmızı Güller

Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose… Gül… Kocasının sevgili Rose’u…

Her yıl Sevgililer Günü’nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte..

Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı: “Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum…” Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi, yumurta kapıya gelmeden…

Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl..

Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi.. Sevgililer Günü’nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı… Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ? (more…)

14 Mart 2008

Ben Hep Seni İzliyor Olacağım

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç…

Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa,onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem
de çok mutlu… Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki… (more…)

13 Mart 2008

Sensiz Olamam (NL)

Een leven om van je te houden
misschien een engel die mijn hart heeft gestolen
op de geur van je lichaam werden de bloemen jaloers
het wind zal komen je haren zullen met de wind vliegen
je ogen zorgde ervoor dat ik diep in je leefde
haar knuffels waren zo warm
ik vergat al die blikken in men omgeving
toen je lippen mijn lippen raakten
ik liet me als een onschuldige baby aan je over en geniete van je liefde
lange wegen wou ik gewoon da ik je ging ontmoeten
de vroegere plaats waar we afspreekten
toen je handen mijn handen vastpakten
toen je ogen naar mijn ogen keken
ik kreeg een gelukkige gevoel
het is zo groot dat de woorden dat zelfs niet kunne verklaren
ik ben aan je verbonden en ben verliefd op jou
en nu kom ik terug naar daar
weet niet hoeveel ik je mis
deze keer is deze ontmoeting niet met en gelukkige gevoel
ik kom met een pijn deze keer
niks gaat zoals vroeger zijn
ik ga je zelfs niet aanraken
ik zal je misschien een paar minuten zien
waarom schat waarom wat is er met ons gebeurd
kom terug ik hou van jou
ik heb gezwegen had geen woord meer om te zeggen
ik ben boos, boos op mijn lot
wat had ik verwacht wat heb ik gekregen
mijn hart kan het herinneringen niet vergeten
het regen is zo hardt dat het niet stopt
de zon is weer weg het is duisternis
wachten niet meer voor niks het heeft geen zin meer er is geen hoop meer
ik heb jammer genoeg zonder hoop van je gehouden
je bent weg ik heb geen hoop meer da je terug gaat komen
ik ben gevallen in je vuur gevallen
ik dacht dat deze liefde nooit zou eindigen
nu heb ik een toekomst zonder jou
mijn verdwenen zon gaat niet meer schijnen
deze lichaam gaat zonder jou niet leven
mijn tranen zullen ook mijn hoop van me nemen
enkel herineringen die van je zijn over gebleven
zullen me misschien foppen
zo heb ik van je gehouden…

13 Mart 2008

Gidiyorum

Bir zamanlar mutluydum mutluluğumu sözlerimle anlatırdım ama artık yazamıyorum sözlerim hep acı, yalnızlık ve hüzün anlatır oldu… Bir bilsen sensiz ne haldeyim her gün gittiğim o yerdeki uçurumdan atmak istiyorum kendimi daha fazla acı çekmek istemiyorum ama bir türlü yapamıyorum belki ölümümden kendini suçlarda üzülürsün diye, kıyamıyorum sana senin üzülmeni istemiyorum… Bu güne kadar hak etmediğim bir çok şeyi bana yaşatsan da ben sana yinede kıyamıyorum bir tanem, seni gördüğüm an kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor ne kadar heyecanlanıyorum bir bilsen yine sana eskisi gibi aşkım demek geliyor içimden seni seviyorum demek istiyorum ama dilim tutuluyor sanki söyleyemiyorum… Bak gülüm bir gemi kalkıyor limandan içinde bir genç var bütün umutlarını, hayallerini ve o büyük sevgisini kalbine gömmüş gidiyor bilmediği diyarlara, işte o benim bir tanem gidiyorum bu hatıralarımla dolu şehirden sana olan sevdamı kalbime gömüp gidiyorum, ardımdan bakıp da üzülmezsin biliyorum unutma ki ben seni canımdan bile çok sevdim şimdi senden bana hatıra kalan bir resmin var elimde, o güzel gözlerine bakıp, bakıp ağlayacağım neyse gemi kalkıyor benim gitmem lazım, elveda sonsuza kadar seveceğim tek aşkım gidiyorum artık…

13 Mart 2008

Gidiyor Musun?

Sen benim gözbebeğimdin canımdan öte cananımdın şimdi her şeyi bitirip gidiyor musun bir tanem? Hiç mi anlamı yok senin için sevgimin? Hatırlanacak koskoca bir mazi var artık seninle geçirdiğim mutlu anlar var bir tanem hiçbir zaman unutamayacağım… el ele tutuşup yağmurlu bir günde dolaştığımız kimseye görünmeden kaçak yaşadığımız bir aşkımız var seninle ve daha yaşanacak bir ömrümüz var seninle bir tanem, sana olan bu büyük sevdam var sen olmazsan son bulacak yaşamım var ve sen gidiyor musun şimdi bir tanem bana birazcık sevgin kalmadı mı artık? Peki nasıl istersen öyle olsun git hadi ardına bile bakmadan git bu kalbimi yaralı ve beni bir başıma bırak da git ama önce canımı al çünkü ben seninle açtım gözlerimi seninle kapatırım ancak ama unutma ki seni ahrette de severim senin için feda olsun bu canım yeter ki sen mutlu ol bir tanem bu yeter bana…

12 Mart 2008

Burda Olsaydın

Gökyüzü solsun ve bu gece bir tek sen varsın benim için hayatımda yalan oldun be sevgilim gittin şimdi ellerimi bırak ve ağla gökyüzü gökyüzü şahidim olsun seviyorum seni sen bilmesende ellerim aradı ellerini bazen kalbim ağlıyor bak şimdi neredesin sevgilim bak bak ağlıyorum.. rapimle geldim sana ve anlatıyorum işte seviyorum seni deliler gibi sevgilim hadi tut ellerimi ve bak gözlerime ben seviyorum seni sende beni sevebileceksen gel hadi yanıma her zaman her zaman seninleyim ben sen bilmesende uzaklarda olsanda ellerim her zaman ellerinle beni ararsan elini koy kalbine ben her zaman ordayım bırakmayacağım seni her zaman her zaman yanındayım be aşkım her zaman her zaman yanındayım..

Gözlerim ağlasın ve sen şimdi gittin uzaklara aşkım neredesin hatırladım bu gece yine dertler çöktü üzerime ve kalbim ağladı sen yoksun diye hani ellerin nerede bakıyordun ya bir zamanlar gözlerime her şey yalan mıydı söyle bana verilen sözler edilen yeminler bak şimdi hiç biri kalmadı ve sen gittin şimdi çok uzaktasın be aşkım göremedim seni ne zamandır resminle sadece baş başa kaldım ve ağladım onun başında derdimi anlattım ona açtım kalbimi sana söyleyemediklerimi anlatıyorum ve o anlıyor beni sen anlamasanda seni görmek için kapatıyorum gözlerimi rüya bile olsa tutayım ellerini..geçsin günler haftalar aylar mevsimler yıllar zaman sanki bir rüzgar ve bir su gibi aksın sen gözlerimde bir renk kulaklarımda bir ses olarak kalacaksın..suskunluğuma bakıpta seni unuttum sanma şu dünyada özlediğim biri varsa o da sensin sen uzakta olsan bile yüreğimde hep benimlesin sen, sen unutulmayacak kadar özelsin..

12 Mart 2008

Sensiz Olamam (Gizem)

Bir hayattı seni sevmek
belki kalbimi çalan bir melek
teninin kokusunu kıskanırdı güller
bir rüzgar eser savrulurdu saçların
mest ederdi beni bakışların
sımsıcacıktı sarılışların
unuturdum çevredeki o şaksın bakışları
dudakların dudaklarıma değince
masum bir bebek gibi bırakırdım kendimi
aşkınla yanardım
uzak yollardan sana kavuşma sevinciyle geldirdim
o eski buluştuğumuz yere
ellerin ellerimi tutunca
gözlerin gözlerime bakınca
bir sevinç kaplardı içimi
kelimelerle anlatılmayacak kadar büyük
tutkunum aşığım sana
ve şimdi yine geliyorum oraya
seni ne kadar çok özlediğimi bilemezsin
ama bu sefer kavuşma sevinciyle değil
buruk bir acıyla geliyorum
artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
sana dokunamayacağım bile
sadece birkaç dakika görebileceğim belki de
neden gülüm neden bize ne oldu birden
dön bana geri seviyorum işte
Sustum söyleyecek sözüm kalmadı
küstüm kaderime küstüm
neler umdum neler bekliyordum
kalbim anıların sessiz rıhtımı oldu
yağmur inat etti yine kuraklık
güneş batıp gitti yine karanlık
beklemek boş yere umut yok artık
sevdim umutsuzca sevdim ben yazık
gittin dönüşünden umut kalmadı
düştüm ateşine düştüm
bitmez o aşk bitmez sanıyordum
artık yarınlarım sensiz olacak
batan güneşim artık doğmayacak
bu beden sensiz yaşayamayacak
gözyaşlarım umutlarımı da alıp götürecek benden
senden kalan birkaç hatıra
avutacak belki de beni
ben böyle sevdim işte seni…

Sonraki »