You are currently browsing the archives for the Şiirler category.

17 Kasım 2009

Seven Kızın Romanı

Nedeni anlamsız kime ne göre yanlışsız
Bir sebep uğruna bakışlarına hasret ben..
Ve çaresizliğe saplanıp kalan masum sen..

Çözümü yanıtsız kimi ne göre imkansız
Biraz yürek ateşi ve birazda cesaret
Fakat sonu bilinmez, güzel yada acı bir felaket..

Sözlerle değil, yürekle ve bedenle okunacak
Kalemle değil, gözyaşlarıyla ve mutlulukla yazılacak
Anlamı bir anlık değil bir ömür yaşatılacak
Yaşanan ve yaşayacak güzel roman..

/ SEN & BEN /

16 Ekim 2009

ADIMIN OKUNUŞU

Adımın Okunuşu

Orhan,Osman,Ömer bunlar bir simge
Adımın Okunuşu Mehmetçiktir.
Destanım dolu tarih denen belge
Gözüm pek,göğsüm çevik,başım diktir.

Ben Mehmetçikim,kendimden eminim.
Duşmana korkuyum,dosta güvenim.
Vatanı canından çok,çok sevenim.
Vatan Mehmet,Mehmet Vatan demektir.

Sevmeyi öğretti hep bana atam.
Çıkar için değil sevgim,gerçektir.
Haksızlığa hiçmi hiç katlanamam
Ömrümce mücadelem süreçektir.

Gönlümde,önümde oldu hep ümit.
Dünümie, yarına tarih şahşittir.
Doğdum,yaşarım,öleceğim yiğit
Adım Mehmetçik,soyadım ŞEHİTTİR.

Orhan Afacan

16 Ekim 2009

sevmek

birine seni seviyorum demek yada bu çok güzel
cümleyi bir yere yazmak çok güzel ama önemli olan bu duyguları hissetmektir

6 Mayıs 2009

vazgecemiyorum ki senden

beni bırakma diyodun.noldu bak sen beni bıraktın..gittin.. ben nabcam bu acıylaa kimee dert yancam bi sen vardın artık sende yoksun..özlüyorum senii bitanem deyişini arıyorum..öpmeyi doya doya sarılmayı kaybettim bugun..sanki canımdan can koptu içim yanıyoo,kalbim cok ağrıyo..dunyam durdu..bunyem kaldıramadı gidişini..bu kalbe en cok zarar veren sen oldun..şimdi zararını karşılamanı bekliyorum..dimi daha cok beklerim…cok acı cekiyorum..seni sevmeyi ağır ödüyorum..hani sen benimdinn ben senindim…seni nasıl bırakırım diyodun en cok bu  lafların koyuyo bana..sana cok güvendim cok inandım..keşke hiç sevmeseydimm..keşke o gözlere bakmasaydım..beni kandırdın..madem böyle yapcaktın neden beni bu aşka ittin neden??sırf acı cekiyim diyemii…şimdi mutlu ol acı cekiyorum hedefine ulaştın..ben şimdi başkasıyla nasıl yapcam..nasıl başkasının gözlerinee bakcam..yapamıcam olmucak…tek dunyamdın nefes alma sebebimdin…her saniyemde her nefesimde sen vardın hala varsın kalbimden nasıl atcam senii nasıl unutcam..kendime gelemiyorum eskisi gibi mutlu bi kız olamıyorum..artık hayat bana acı veriyo..artık sadece ailem için yaşıyorumm..en buyuk yaşama sebebim sendinn sende öldünn….!!!

8 Nisan 2008

Nerden Bilecektin Ki

Biliyor musun?
Seni hep boşuna suçlamışım..

Sen nerden bilecektin ki
Gidiyorum derken senden gitme demeni beklediğimi
Ya yeterince anlatamadım sana olan sevgimi
Yada olduğumdan daha farklı tanıyordun beni (daha fazla…)

20 Mart 2008

BİR YOKSULA RASTLADIM!

Hüzün bulutları şehre hâkim olmuş, dert deryasında boğuşan insanların her birinin sırtına boşalttığı yağmur damlacıklarıyla kendine bağlıyordu. Gayesi neydi? Hayatı basit ve sadece mutluluk üzerine kabul edenlere başka bir gerçeği daha hatırlatmak mı? Yoksa üzüntüyü tadarak sevincin değerini anlamamızı sağlamak mı? Bilinmez ama sahip olduğu gücün bilincindeydi. Buna mukabil bu hüznün kollarına esir olmamak için karanlık sokaklardan firar eden onlarca zatı muhterem.

Ve bunlardan bir tanesi belki de en güzeli. Beyaz tenine mana katan fiziği ve emsalsiz cemaline desen olmuş dudakları ve yeşil gözleriyle kusursuz bir letafet. Dokunanın elini yakan, gözlerine bakanı kendine mahkûm kılan bir Afet. Lakin aldığı ahların neticesinde kendi yüreği de cayır cayır yanıyordu, bir yağız delikanlı yüzünden. Afet, yanağından süzülen gözyaşı damlasına engel olamıyor, önündeki kâğıda “Aşkın kar zarar defteri yok, alacağın varsa yüreğine yazacaksın.” cümlesini güçlükle yazıyordu. Evindeki efkârın ve acımasız yalnızlığın, sokaklara dehşet salan umutsuzluk simgesi hüzün bulutlarından daha korkunç olduğuna kanaat getirerek kendisini dışarıya salıverdi. (daha fazla…)

20 Mart 2008

Gözlerin

Gözlerin bir girdap gibi çekerler beni içlerine
En derin noktalara sürüklenir boğulurum
Gözlerin yeşil dünya, dünya ki bir ömre bedel.
İçinde yer yok, zerre kadar kin ve nefrete
Bütün duygular yoğrulmuş aşk ve sevgiyle

Ne hüzünler ne neşeler saklıdır içinde bilmezler.
Gözlerin sihirli bir kutu, kimse çözemezdi sırrını
Bana nasip oldu, çözdüm bu büyülü bilmeceyi
Gözlerin kimseye nasip olmamış aşkı anlatıyor,
Sevmek sevilmek hayattaki en güzel şey diyor.

Elimde olmadan kapılıyorum bu duygu seline
Bu sel ki, uzaklara en ırak diyarlara götürüyor beni
Oralarda güneşten kopan bir parça, yakıyor yüreğimi
Bulutlar kayıp duygular ise kırık dökük virane
Gözlerin yeşil dünya, dünya ki bir ömre bedel.

Bu çıldırtırcasına olan sevdama sebep gözlerin
Nazarımda; berrak bir su damlası ferah bir serinlik
Yüreği tutuşturan kıvılcım, akla ziyan hastalık
Güneş gözlerinden doğar kalbimdeki gözlere batar
Yalvarıyorum sana, o duru gözlerinle bakma öyle

Bir hançer gibi saklandı kaldı, aklımda bakışların
Koparamam seni ve gözlerini, gecemden gündüzümden
Karanlık gecelerden, acı veren umutsuz duygulardan.
Kötü kabuslardan yine gözlerini düşünüp silkinirim
Dağılır etrafa geceler, karalar, kabuslar
Gözlerin yeşil dünya.

yazar:azizkrsd@hotmail.com

20 Mart 2008

SEVDAMA SEBEP GÖZLERİN

Saçlarının bir teline dokunamıyorum
Masum ak yüzüne bakmaya doyamıyorum
Derdimi söylemeye cesaret edemiyorum
Gözlerinin derinliğinde boğuluyorum
Ellerimden tutup çekmen için kıvranıyorum (daha fazla…)

20 Mart 2008

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir!

“Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu… Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak (daha fazla…)

19 Mart 2008

BİR SEVDA MASALI

amanın içinde geçmişin kendisinde biraz kızgın biraz yorgun bir çoban varmış. Yine bir gün koyunlarıyla beraber dağlarda gezerken güneşin bunaltıcı sıcağı ve dağ tepe gezmenin verdiği yorgunlukla bir söğüdün altına oturur ve başlar kavalını çalmaya. Kavalından dökülen nameler ilerde büyük bir sanat eserinin öncülüğünü etmektedir. Kavalını çalarken uykusu iyice bastırmıştır ama uyursa kuzuların başına bir hal geleceğinden korktuğu için uyuyamamaktadır. Uyuyamasa da hayal kurmaya başladığı sırada sıcağın ve yorgunluğa dayanamayıp uyuyakalmıştır. (daha fazla…)

Sonraki »